Cuma , 28 Eylül 2018

ev » Genel » “Bütün Dünya Türklüğünü Turan Türk Birliği altında toplayacak milliyetçi bir partiye şiddetle ihtiyaç var.”

“Bütün Dünya Türklüğünü Turan Türk Birliği altında toplayacak milliyetçi bir partiye şiddetle ihtiyaç var.”

PROF. DR. NURULLAH ÇETİN İLE ÜLKE MESELELERİ HAKKINDA BİR MÜLAKAT

Aralık 25, 2015 2:45 pm by: Kategori: Genel, Gündem, Haberler, Siyaset, Son Dakika Yorum bırakın A+ / A-

PROF. DR. NURULLAH ÇETİN İLE ÜLKE MESELELERİ HAKKINDA BİR MÜLAKAT

20151219_135838

Soru: Ülkücü ideoloji, günümüzde pratikten uzak görülüyor. Kısa ve uzun vadeli düşünceleriniz nelerdir? 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Ülkücülük, Türk Devleti’nin Türk Milleti’ni millî bir hedef doğrultusunda teşkilatlı bir şekilde yönlendirmesidir. Türk Milleti’nin ülküsünün sembolik karşılığı Kızıl Elmadır. Bizim Kızıl Elmamız, bütün Dünya Türkleri’nin her anlamda birleşmesi, kaynaşması, bağımsız bir millet halinde yaşaması, kendi Türk-İslam kültür ve medeniyetini yaşaması, geliştirmesi, nesiller boyunca yayması, hiçbir emperyalist devlet ve odağa bağlı kalmadan kendi idaresine kendi bağımsız siyasi iradesini hâkim kılmasıdır.

Bu bağlamda bugün en büyük eksikliğimiz Türkler’in kendi Türklüğüne yabancılaşması, millî ve dinî değerlerinden uzaklaştırılması, mankurtlaştırılması, kendine olan özgüveninin yok edilmesi, Türkler’in Türk olmayanlar tarafından yönetilmesi zilletidir. Her Türk, ülkücü yani idealist olmalıdır. Ülküsü yani ideali ve hedefi de Türk Milleti’ni sevmek, yükseltmek, iyileştirmek, korumak, kollamak, huzurlu, mutlu, müreffeh yapmaktır. Bunun için de kendi millî ve manevî değerlerine, kutsallarına sahip çıkmalıdır. Sembolleriyle, değerleriyle, kurumlarıyla hızla tasfiye edilen bağımsız millî Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve bütün Türk Dünyası’na sahip çıkması, güçlendirmesi ve yaşatması gerekir. İnsanlar hayalleriyle, ülküleriyle yaşarlar. Ülküsünü kaybeden insan ve hele Türk, biyolojik olarak yaşıyor olsa bile beyin, ruh, kalp, gönül, duygu ve düşünceleri bakımından ölü demektir. Türkler dirilmelidir.

 

Soru: Terör ve açılım sürecine tepkinin dışında, bu konulardaki çözüm önerileriniz nelerdir? 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, bazı Kürt vatandaşları teröre sürükleme ve emperyalist emeller adına kullanma sorunu vardır. Bugün PKK ve siyasi temsilcisi olan parti, Kürtler’in temsilcisi değil, Amerika’nın, İsrail’in, Avrupa Birliği’nin, Rusya’nın, onun bunun temsilcisidir. Bu yapılar, kendi halinde bazı Kürt vatandaşları kullanarak, ülkemizi bölmek için uğraşıyorlar ve emperyalist Haçlı-Siyonist devletler tarafından bu bölgenin kolayca yağmalanmasına, sömürülmesine zemin hazırlama çalışmaları yürütüyorlar. İsrail’in güvenliği ve Batılı devletlerin yağma, talan ve hırsızlık düzeni ancak ülkemizin ve milletimizin bölünmesi ile mümkün olabilecektir. Açılım saçılım süreci denen tiyatro da bu amaca hizmet eder. O halde yapılacak olan ve yapılması gereken şey, Kürt vatandaşlarının Kürtçülük damarını tahrik etmekten vazgeçmektir. Onlarla diğer Türk vatandaşlarının hepsinin ortak sosyolojik, hukuki ve kültürel değerlerde birleşmiş tek bir millet olma sürecini hızlandırmaktır. Hepimizin Türk Milleti olduğunu, emperyalist Haçlı-Siyonist çakallar ve sırtlanlar güruhuna karşı antiemperyalist çizgide birleşmiş, anlaşmış ve kaynaşmış tek millet yapımızı korumamız gerektiğini kuvvetle vurgulamaktır. Hepimizin tek din İslam’da buluştuğumuz, Haçlı ve Siyonistler’e karşı Müslüman kardeşliği içinde olmamız gerektiği hususunda çalışmalar yapmamız gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bünyesindeki her kavmin Türk Milleti şemsiyesi ve bütünlüğü içinde dayanışma içinde bulunması zorunluluğu, emperyalizmin bizi bölme ve parçalama çalışmalarına karşı ortak hareket etmemiz, bu vatanı emperyalist yağmacılara karşı ortaklaşa savunmamız gerektiği ısrarla hatırlatılmalıdır.

 

Soru: Ülkücüler’in gelir düzeyi, eğitim seviyesi ve toplumsal çevre gibi bir dizi etken Ülkücüler’i kaygılandırmaktadır. Bu konular ve gelecek için düşünceleriniz nelerdir? 

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Ülkücüler ya da ben çok genel anlamda bütün Türkler’i kastediyorum, bütün Türk Milleti’nin gelir düzeyi düşüktür. Zira ülkemizin yeraltı ve yerüstü bütün zenginlikleri yabancı firmalar, şirketler tarafından ele geçirilmiştir. İçimizdeki milliyetsiz ibişler yönetimi altında bütün zenginliklerimiz, ekonomik kaynaklarımız yabancılara devredilmiş, kendi ülkemizde yabancılar efendi, biz maraba olmuşuz. Bırakın ülkücüleri; bütün Türkler ya küçük memur, ya işçi, ya asker, ya polis, ya yabancıların şirketlerini koruma görevlisi, ya işsiz vs dir. Yani ekonomik kaynaklarımızın sahibi yabancılar olmuş, biz de onların menfaatlerini bekleyen asker ve polis konumuna düşürülmüşüz. Bu durumda yapılması gereken şey, ekonomik istiklal mücadelesine başlamak, yeraltı ve yerüstü bütün zenginliklerimizi yabancıların elinden alıp bu millete; Türk Milleti’ne geri vermektir. Bütün yabancı şirketler millîleştirilmelidir. Kendi vatanımızda parya durumuna düşürülmüşüz, bu kabul edilemez. Kendi zenginliklerimiz üzerinde fakir dilenci durumuna düşürülmüşüz, bu kabul edilemez. Ekonomik istiklal mücadelesi şarttır. Buna bugün başlanmalıdır.

 

Soru: Ülkücüler öz kaynaklarına dönebilecek mi?  Neler yapılmalıdır?

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Dönmek zorundadırlar. Titreyip kendilerine gelmeliler. Siyasi temsilcilerinin ne kadar ülkücü ya da milliyetçi olduğunu sorgulamalılar. Kendi yönetimlerini kendileri devralmalıdır. Bilime, kültüre, sanata, eğitime dönmelidirler. Kuru kuruya sloganla, hamasetle, bağırıp çağırmakla bu iş olmaz. Üretime ve yeniliğe dönük çalışmalılar. Tarihlerini, kültürlerini, sanatlarını, edebiyatlarını, dinleri olan İslam’ı iyi öğrenmeliler.

 

Soru: Ülkücü tabanın çeşitli olaylar karşısında ayrı tepkiler vermesi olağan değildir. Ortak tepkiler verilmesi için homojenleştirme nasıl yapılmalıdır? 

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Birbirine zıt tepki veren ülkücü olmaz. Mesela Amerikacı ülkücü, Rusçu ülkücü, Avrupa Birlikçi ülkücü olmaz. Yeni Osmanlıcı, AKP’ci Fethullahçı, Adıyaman Menzil tarikatçısı ülkücü olmaz. Osmanlı Ocaklarıcı, sağcı, liberal ülkücü olmaz. Sadece tespih sallayan, asan kesen, bağırıp çağıran, sigara içen, poz veren ülkücü de olmaz. Ülkücü okuyan, yazan, düşünen, sorgulayan, kültür ve sanat üreten, bilgili, bilim üreten adamdır. Mesela bu anlamda iyi bir ülkücü örneği Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’dır. Ülkücü istiklalcidir, yüzde yüz yerli ve millîdir, antiemperyalisttir, ne Amerikancıdır, ne Rusçu, ne Çinci, ne şucu ne bucudur. Sadece Turancı’dır. Tam istiklalcidir. Dinsiz, İslam düşmanı ülkücü de olmaz. Ülkücü Müslüman’dır. Yaşayabildiği kadar dinini iyi yaşamalı ve iyi temsil etmelidir. Sigara, içki içmemelidir. Ahlaklı, dürüst, güvenilir, saygın olmalıdır. Ülkücü, her düzgün ailenin kızını vermek, oğluna kız almak için can atacağı, parmakla gösterilen mükemmel genç Türk tipidir. Ülkücü, vatanının ve milletinin bütünlüğü, devletinin devam ve bekası, bayrağı, Türkçesi, tarihi, millî kültürü, sanatı, edebiyatı; bunların korunması konusunda aynı tepkiyi verir.

 

Soru: Türk Milleti içinde aynı aidiyeti paylaşan, ancak giderek taşıdığı özellikleri farklılaşan paralel nesillerin birleşmesi hususundaki görüşleriniz nelerdir? 

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Bugün Türkiye’de hükûmetin benimsediği ve uyguladığı bir milli kültür politikası yok. AKP hükûmetlerinin Türklüğe karşı mesafeli duruşu, hatta Türk milliyet kimliğini yol edici tavırları sonucu, gençliği kimlik boşluğunda bıraktı. Televizyonlarda tamamen Türk millî zihniyeti dışında yabancı kültür emperyalizminin güdümünde, kozmopolit programlar yayınlanıyor. İslamcılık adına Arapçı gelenek dayatılıyor, Avrupa Birliği sevdasıyla Batıcı zihniyet, felsefe ve hayat tarzları alabildiğine serbest ve bunlara geniş bir piyasa ayarlanıyor. Türk düşmanlığına dayalı etnik ırkçılık almış başını gidiyor. Bu ortamda Türk gençliği, Türk millî kimlik değerlerini eğitim kurumlarında, basın yayın kuruluşlarında, sanat edebiyat piyasasında ve toplumsal hayatta göremeyince kimliği tasfiye ediliyor, eriyor. Dolayısıyla aynı millet yani Türk Milleti’ne mensubiyet şuuru yok edilince ahenkli tek millet yapısı da bir hayli örselenmiş durumda. Bunun çaresi, devletimizin tekrar millî Türk devleti haline gelmesi, eğitimden basın yayına bütün kurumlarımızda yerli, millî, İslamî değerlere bağlı bir kültür yapılanması gerçekleştirilip Türk çocuklarının Türk gibi yetiştirilmesidir.

 

Soru: Türk Milliyetçiliğinin yeniden kuşatıcı bir yapıya ulaşması nasıl sağlanır? 

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Türk Milliyetçiliği şuuruna sahip aydınlar, bilim adamları, sanatçıları, kültür adamları, gerçek İslam din adamları bir araya gelerek ortak projeler üretip uygulamaya geçirmeliler. Günümüz şartlarında ekonomiden kültüre her alanda milliyetçi projeler üretmeliler, ortak faaliyetleri yoğunlaştırmalılar. En önemlisi de bütün Türk Milliyetçileri’nin gerçek milliyetçi bir siyasi çatı altında birleşmesi gerekiyor. Entelektüel düzeyde özgün milliyetçi toplum ve devlet yapısını inşa edici çalışmalara imza atılması lazım. Bugün milliyetçi diye bilinen siyasi partilerin milliyetçilikle uzaktan yakından alakası kalmamış. Bugün Türk milliyetçilerinin ne doğru dürüst bir gazetesi, ne bir televizyonu, ne bir partisi, ne doğru dürüst derneği, ne okulu, ne de başka bir kurumu var. Milliyetçilerin bütün önemli kurumları başkaları tarafından ele geçirilmiş. Türk Milliyetçileri önce kendi kurumlarını işgalden kurtarmalı, sonra devletini geri almanın yollarına bakmalıdır. Türk Milliyetçisi aydınların silkinip kendine gelmesi lazım, yoksa ortada ne milliyetçi kalacak, ne de Türk.

 

Soru: Toplum değişiyor ve bu değişime uygun olarak farklı söylemleriniz nelerdir ve de yeni oy getirecek uygulamalar neler olmalıdır? 

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Toplum değişiyor ama bu değişim olumlu değil, olumsuz yönde. Yani Türk millet birliği sosyolojik, siyasi ve kültürel olarak çözülüyor, dağılıyor, parçalanıyor. Buna karşı millî birlik projesini hayata geçirmemiz gerekiyor. Bu bağlamda vatandaşlarımızın tamamını ortak millî ve manevî değerlerde tekrar birleştirici eğitim, kültür, sanat ve siyaset çalışmaları yapmalıyız. Ekonomik olarak fakirlik giderek çoğalıyor, gelir düzeyi dengesi hızla bozuluyor. Buna karşı millî ekonomi düzeni uygulanarak yeraltı ve yerüstü bütün zenginliklerimizi yabancı şirketlerin işgalinden kurtarıp, Türk Milleti’ne geri verme vaatlerimizi sunmalıyız. Avrupa Birliği dayatmalarıyla devletimizin bağımsızlığı hızla yok oluyor. Buna karşı Amerika ve Avrupa Birliği teslimiyetçiliğine, mandacılığına ve işgaline karşı Türk Milleti’nin siyasi istiklal heyecanını ve Turan Türk birliği ülkümüzü diri tutmalıyız. Kurtuluşumuzun, refahımızın, mutluluğumuzun tam istiklalci Türk idaresinde olduğunu sürekli hatırlatmalıyız.

 

Soru: Milyonlara ulaşan gazete, televizyon ve radyoculuk inşası için düşünceleriniz nelerdir? 

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Milliyetçi zenginler, vatanlarını, devletlerini, milletlerini, geleceklerini düşünüyorlarsa, birazcık vatan millet sevgileri varsa, devletlerinin ve paralarının geleceği kaygısını taşıyorlarsa fedakârlık yapsınlar, milliyetçi gazete, dergi, televizyon, okul, dernek kursunlar, sinema filmleri yaptırsınlar, müzik yaptırsınlar, gerçek manada milliyetçi bir siyasi parti kurup destek versinler. Kurulacak milliyetçi gazete, dergi, televizyon ve radyolar için kaliteli eleman yetiştirsinler, kaliteli yayınlar, programlar yapılmasını sağlasınlar.

 

Soru: Ülkücüler’in birleşme noktası Erciyes Kurultayları hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Kadim Türk devlet felsefesinin iki temel geleneği vardır: Siyasi ve idari meselelerin görüşüldüğü kurultay geleneği, bir de millî kaynaşmayı perçinleyen toy geleneği. Bir milyon ülkücüyü toplayan Erciyes kurultayı hem milliyetçi Türkler’in siyasi ve idari meselelerini müzakere ettikleri bir kurultaydı, hem de eğlendikleri, kaynaştıkları bir düğün dernek yani toydu. Ülkücüler’in iktidar olmasını, büyümesini, gelişmesini istemeyen odaklar, görevlilerine bunu yok ettirdiler.

 

Soru: Türk acununun özlem giderme ve birliktelik görüntüsü verdikleri Türk Turan Kurultayları ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Bugün Avrupa Birliği var, Amerika Birleşik Devletleri var, Arap Birliği var, Afrika Birliği bile var, ama Türk birliği yok. Neden? 7 bağımsız Türk devleti, onlarca özerk Türk devlet ve topluluğu var ve bunlar bir araya gelip Turan Türk birliği kuramıyorlar, kurmalarına izin vermiyorlar. Düşmanlar elbette izin vermez. Düşmana neden düşmanlık yapıyorsunuz, neden birlik kurmamıza izin vermiyorsunuz diyecek halimiz yok. Biz Türkler her şeye rağmen, bütün düşman engellemelerine rağmen Turan Türk birliğini kurmamız lazım. Türk Turan kurultaylarını yeniden diriltmeli ve yaygınlaştırmalıyız. Bütün Türk dünyasının varlığı, birliği ve dirliği buna bağlıdır.

 

Soru: Ülkü Ocakları bir sivil toplum örgütü mü, düşünce topluluğu mu, yoksa MHP’nin gayr-i resmî gençlik kolları mıdır? Yeni durumu ve işlevi ne olmalıdır?

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Bana göre eskiden Ülkü Ocakları siyasi partilerden bağımsız kültür, sanat, eğitim faaliyetleri yapan, Türk gençliğine millî Türk şuuru aşılayan, Türk devletini yönetecek kadrolar yetiştiren imanlı, ahlaklı, donanımlı, eğitimli güzel bir nesil yetiştiren bir maarif ocağıydı. Ancak bugün ne olduğunu, neye benzediğini ben bile bilmiyorum.

 

 

Soru: Bugün 14-25 yaş aralığında olan bir genç, neden Ülkücü olsun? Görüşleriniz nelerdir? 

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Gençlerin ülkücü olmasını gerektirecek çok gerekçe var. Her şeyden önce Türkiye Türksüzleştiriliyor, vatan bölünüyor, devlet millî Türk devleti olmaktan çıkarılıyor, millet millet olmaktan çıkarılıp kozmopolit bir yapıya dönüştürülüyor, Türkçe, Türk bayrağı, Türk millî değer, sembol ve kurumları itibarsızlaştırılıyor, işlevsizleştiriliyor, yok ediliyor. Her şeyden önemlisi Türkler kendi öz vatanlarında hızla tasfiye ediliyor. Bu durumda her Türk’ün ülkücü olması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

 

Soru: Milliyetçilikteki ve milliyetçilerdeki ayrışmaları ortadan kaldırmak için düşünceleriniz nelerdir?

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Önde gelen bütün milliyetçi aydınlar, önderler, temsilciler bir araya gelecekler, büyük bir kurultay yapacaklar, egolarını, nefislerini ne derseniz deyin yenecekler, birleşecekler, anlaşacaklar, işbirliği yapacaklar. Vatan, millet, devlet gibi ortak değerler için var olan tehlikeler karşısında ortak tavır geliştirecekler. Her şeyden önemlisi bütün Türk milliyetçilerini kucaklayacak, bir çatı altında toplayacak, kendi içinde hürriyetçi ve demokrat bir siyasi parti inşa edecekler ve güçlü bir kültür, sanat, eğitim, basın yayın ve siyaset mücadelesi vererek ellerinden çıkmış olan millî Türk devletlerini geri alacaklar. Bunu yapmazlarsa onlar da, millet de, devlet de yok olur gider.

 

Soru: Türkiye’de yeni bir anlayışla kurulacak milliyetçi bir partiye ihtiyaç var mıdır?

 

Prof. Dr. Nurullah Çetin: Şiddetle vardır. Çünkü Türkiye’yi ve Türk Milleti’ni içine sürüklendiği bu vahim durumdan ancak tam istiklalci, anti emperyalist, yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî, İslamî değerlere saygılı, vatanın bütün ekonomik kaynaklarını sadece Türk Milleti’ne tahsis edecek, yabancıların yağma ve talanından kurtaracak, eğitimini, kültürünü tamamen millîleştirecek, iç ve dış güvenliğini garanti altına alacak, yüksek bilim ve teknoloji üretecek, Türk Milleti’nin birlik ve bütünlüğünü, Türk Devleti’nin devam ve bekasını sağlayacak, Amerika’dan, Avrupa Birliği’nden emir almayan, İsrail’e sırnaşmayan, Rusya’dan korkmayan, Çin’e gönüllü olmayan, bütün Dünya Türklüğünü Turan Türk Birliği altında toplayacak milliyetçi bir partiye şiddetle ihtiyaç var.

 

Kurultay Haber olarak Sayın Prof.Dr. Nurullah ÇETİN Hocamıza teşekkür ediyoruz.

 

“Bütün Dünya Türklüğünü Turan Türk Birliği altında toplayacak milliyetçi bir partiye şiddetle ihtiyaç var.” Reviewed by on . PROF. DR. NURULLAH ÇETİN İLE ÜLKE MESELELERİ HAKKINDA BİR MÜLAKAT Soru: Ülkücü ideoloji, günümüzde pratikten uzak görülüyor. Kısa ve uzun vadeli düşünceleriniz PROF. DR. NURULLAH ÇETİN İLE ÜLKE MESELELERİ HAKKINDA BİR MÜLAKAT Soru: Ülkücü ideoloji, günümüzde pratikten uzak görülüyor. Kısa ve uzun vadeli düşünceleriniz Rating: 0

Yazı hakkında yorum yap

1
scroll to top